h1

Aşık olmak?

Temmuz 26, 2009

ask-sizce-oldumu

Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin… Sokağa fırlayacaksın… Sokaklar da dar gelecek… Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi… Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü… Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin… Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan… “Önemli olan sağlık.” “Yasamak güzel.” “Bos ver, her şey unutulur.” Sen hiçbirini duymayacaksın… Göz yaslarından etrafı göremez hale geleceksin… Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin… Hep ondan bahsetmek isteyeceksin… “Ölüme çare bulundu” ya da “Yarin kıyamet kopacakmış” deseler başını kaldırıp “Ne dedin?” diye sormayacaksın… Yalnız kalmak isteyeceksin… Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak… İkisi de yetmeyecek… Geçmişi düşüneceksin… Neredeyse dakika dakika… Ama kötüleri atlayarak… Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin… Gittiğin yerlere gitmek… Bu sana hiç iyi gelmeyecek… Ama bile bile yapacaksın… Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese,kaçacaksın… Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yasamak için direneceksin… Hayatinin geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin…. Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin… Herkesi ona benzetip… Kimseyi onun yerine koyamayacaksın… Hiçbir şey oyalamayacak seni… İlaçlara sığınacaksın… Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan. Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren… Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek… Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin… Uyumak zor, uyanmak kolay olacak… Sabahı iple çekeceksin… Bazen de “Hiç güneş doğmasa” diyeceksin… Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler… Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin… Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin Nafile… Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek… Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin… Her sıçrayarak uyandığında onun adini söylediğini fark edeceksin… Telefonun çalmasını bekleyeceksin… Aramayacağını bile bile… Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek… Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla… Yüreğin burkulacak… Canın yanacak… Bir daha sevmemeye yemin edeceksin… Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden… Onun sesini bir kez daha duymak için yanip tutuşacaksın… Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için nefret edeceksin… Yasadığın şehri terk etmek isteyeceksin… Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek… Ama bir umut… Onunla bir gün bir yerde karsılaşma umudu… Bu umut seni gitmekten alıkoyacak… Gel gitler içinde yasayacaksın… Buna yasamak denirse… İşte Size Aşık Olmak!!!

Alıntıdır (kimin oldugunu bilmiyorm ama hoş bi yazı olmuş)

h1

BaşkaDergi!!

Temmuz 15, 2009

http://www.baskadergi.com/forum/index.php

h1

Luxus ‘Acayip Şeyler’ yapıyor

Ocak 10, 2009

Müzik alemindeki duruşunu ‘…biz; son kalan kar birikintisini oynaşmaya mekan tutmuş iki çılgın kedi için çalarız yalnızca ve lakin herkes bundan sebeplenir….’şeklinde ifade eden Luxus, projenin nihai hedefini, eğlence olgusuna hipnotik bir boyut kazandırmak şeklinde açıklıyor ve ekliyor; “Bu, hani sakız gibi uzayan, ‘çalgıcı’nın artık ne çalacağını şaşırıp kendini upuzun doğaçlamalara verdiği, eski usül sokak düğünlerindeki kendinden geçmiş hissiyata deli gömleği giydirmekle eşdeğer bir durum; “Hipnotik Eğlence”…

İstanbul’da birçok mekanda verdikleri canlı performanslar ile büyük beğeni kazanan ve kendisine şimdiden önemli bir dinleyici kitlesi edinen Luxus, Alper Bakıner (Solo vokal ve keman), Kamucan Yalçın (Klarnet, Vokal), Ozan Akgöz (Akordiyon, Trompet), İsmet Kızıl (Perküsyon), Gökhan Barış Bölükbaşı (Gitar), Ömer Erciyes (Bas Gitar) ve Burak Beyrek’ten (Davul) oluşuyor.
İLK ALBÜM “ACAYİP ŞEYLER”
Albümde söz ve bestelerin Alper Bakıner’e ait olduğu altı Luxus şarkısı ve grubun neredeyse tüm canlı performanslarında yer alan Müslüm Gürses tarafından yorumlanmış Ömer Önder Güney bestesi “Yuvasız Kuş”, Tanju Okan’dan bu yana bir çok kez seslendirilen “Deli Gibi Sevdim”, Nesimi’nin “Haydar Haydar”ı ve “Katibim” güzellemesi bulunuyor.

ASKERDE “ÇAV BELLA”
Grubun vokalisti Alper Bakıner, Roll dergisinin bu ayki sayısında ilginç bir anılarını anlatıyor: “Biz bir de İzmit’te konser vermiştik grup olarak. “Senin eğlenceli bir grubun varmış, gelsinler, çalsınlar” dedi komutanlar, ben de çocukları özlemişim, dört kişi geldiler, ben yırtık pantolonla çıktım sahneye. Başta selam vermek dışında, tam Luxus sahnesi. Arkadaşlar içiyor, ben de aldım onlardan iki yudum. Çok beğendiler grubu, daha beteri, “Çav Bella” istedi komutanlar bizden. İki oldu, üç oldu, duymazlıktan geliyorum, ama “Sen ey partizan…” diye okuduk valla.

h1

…luxus…

Aralık 21, 2008

Mafyatik Romantik

sirin baba bunalmis dunyadan yanina gidelim
sirin baba bile bunalmis biz nasil dayanalim! (hoppa!)

h1

Ayrılık acısı

Aralık 6, 2008

“geçecek, üzülme. sana ne kadar hiç geçmeyecek gibi gelse de göreceksin geçecek” dediğinde bir dostun, gerçekten geçmeyeceğine inanışını ama onu bunları söylediği için ne kadar da sevdiğini hatırlıyorsun. geçiyor gerçekten, hiç geçmeyecek gibi dursa ve geçtiği kadarının daha çoğu bazen yeniden başlasa da..

sakladığım tüm sevgimi senin için çıkarmıştım sakladığım yerlerden. ve ortaya dökmüştüm. oysa öyle yapmamalıydım. baştan beri biliyordum.
II
yaptıklarımı, yaşadıklarımı, hayatımı basitçe anlatmayı hep severdim.
derin sandığım duyguların sığlığını, düşündüm sandığım şeylerin mutlaka daha önce düşünülmüşlüğünü, kendimi farklı sandığım tüm diğer insanlarla ne kadar da benzediğimizi anlatırdım durmadan. ne kadar da zevkliydi bu. öyle bir haz verirdi ki sorma, sanki bir eskrim kılıcını dürtmüşüm gibi gövdeme. sanki tüm beceremediğim şeylerin acısını alıyormuşum gibi. sanki olamadığım şeyleri yüzüme çarpıyor ve oldum sandığım şeylerin aslında bir hiç olduğunu hatırlatıyor gibi.
şimdi basitçe anlatmak istemiyorum ama. oysa en basitçe anlatabileceğim şey bu. tek kelimeye bile sığacak kadar basit birşey.
ama istemiyorum.
halimi karmaşık benzetmelerin içine koyayım da kimse anlamasın istiyorum. ben de anlamayayım bu yaşadığımı. bu yaşadığım gerçek olmasın istiyorum.
mesela toprağından sökülüp kamyona yüklenmiş bir ağacın hala toprak bulaşığı köklerinden bahsedeyim. kim bilir hangi başka bir yere dikilecek, hangi başka bir toprağa kök salmaya çalışacak, kim bilir belki tutacak belki tutmayacak, belki yeşerip belki kuruyacak bir ağaçtan bahsedeyim. ve sen anla. o köklerde kalmış toprağın ne olduğunu.
ya da başka şeylerden bahsedeyim. kırık bir daldan, su alan küçük bir gemiden, bardakla o geminin suyunu boşaltmaya çalışan küçük bir çocuktan ya da aslında koskoca bir kuyudan.. içi karanlık, büyük ve derin..
bir sürü şey söyleyebilirim. birsürü fotoğraf gösterebilirim şimdiye dair. ama aslında hepsi tek kelime. işte kimse onu söylemesin istiyorum.
III
rüyamda gördüm seni. tam uyanmadan önce. tüm yaptıklarını tekrarladın o 8-10 saniye içinde sanki. hepsini. rüyada da yaşanabiliyormuş bunlar. rüyada da sevilip, rüyada da üzülebiliyormuş insan. nefes nefese uyandım. sanki o 8-10 saniye boyunca hiç nefes almamışım ama kalbim 8-10 dakika boyunca hızlanmış gibi. bağıracaktım nerdeyse, nefesim olsaydı belki.
heryerde aklıma geliyorsun. bir acı tat bu. bir burukluk. otobüste, yatakta, bilgisayar başında.. hele birlikte olduğumuz yerlerde.. nasıl anlatayım, hatırladığın, hatırlamaktan utandığın, tekrarını istediğin, ama anında karşı çıktığın bir şey bu. gözümü kapatınca karşıma gelen yüzün.. her görüşte aşık olduğum yüzün… allahım..
tüm bunları yazmamam gerekiyor. seni kalbime gömmem gerekiyor. ama yapamıyorum.
aslında yaparım. daha kaç gün oldu ki.
“zaman. sadece birazcık zaman.”
IV
ne diyeyim..
düşündükçe tüm beynime bulaşıyor gibisin. her hücreye giriyor, hepsine bir fotoğraf bırakıyor, hepsine bir şeyler söylüyor ve sonunda sırtımdan itiyor gibisin bir boşluğun içine beni.
belki ben çok büyütüyorum. kaldıramadığım sadece birden böyle yüzüstü kalakalmak belki de. neler düşünüp neler söylerken birden hepsini susmak zorunda kalmak..
“gidenlerin ardında bıraktıkları boşluk ,neden her zaman varlıklarında doldurduklarından daha büyük oluyor?”
bilmiyorum.
nasıl bu noktaya geldik onu da bilemiyorum.
seni görmezden mi gelmeliyim, yoksa aklımda senden başka bir şey olamadığını kabul edip aklımdakileri yazmaya devam mı etmeliyim?
söyledikleri gibi aslında kimseye laf sokmaya hakkım yok. herkes kendi duyguları içinde kendi zorunluluklarını yaşıyor. ve yine söyledikleri gibi anlamak nefret etmeyi imkansız kılıyor.
yine de yazmak istiyorum. yazmak hasta mı eder beni yoksa artık kurtulur muyum senden bilmiyorum. ama bu işte..
eski hayatıma dönmeye çalışıyorum. annemin karnından seninle doğmadım sonuçta. ama sokağa çıktığımda kaybolmuş gibi oluyorum. otobüse bindiğimde boğazımda sürekli bir düğüm. cep telefonu elimde duruyor ama artık ne işe yarayacağını kavrayamıyorum. önceden ne yapardım ben bununla düşnmekten alamıorm kendimi…
filmler aldım. hepsi duruyor yatağın üstünde. sinemaya gitsem biliyorum yanımdaki koltuk daha çok üzecek beni.
senden önce yaptığımı hatırladığım bir şey var, yazmak. ama o da senden başkasına çıkmıyor artık..
.
V
şimdi bir yabancısın. bunu kabul etmek çok da zor olmamalı. ben bir yabancı değil miydim sanki sana bunca zaman boyunca?
ağır gelen çok şey var aslında. ama bunları söylemeye hakkım yok.
aldanmış olsam da. saflığıma yanmak zorunda olsam da. ve kabullenmek istemediğim bir sürü durumun içinde olsam da, artık yakınmaya hakkım yok.
seni merak etmemeliyim mesela. sen artık kendi yaşamın içinde, kendi mutluluklarını yaşıyorsun. bunu sana çok görmemeliyim.dostun dediği gibi ,ben artık kendi derdime yanmalıyım ve toparlanmalıyım.
işimi buldum, evimi tutuyorum. tam da beynimin ikiye yarıldığı, uykunun çatlayan başıma bir türlü girmediği, uyuşamadığım, unutamadığım, ağlamanın her türlüsüyle tanıştığım ve her şeyin bittiği o gecenin ardında oldu bunlar. sen çıktın. bir yanım yıkıldı, ama bir yanım yeniden kuruldu.
sanki böyle olması gerekiyordu. benim daha fazla salak rolünü üstlenmemem gerekiyordu. yeni sayfanın böyle açılması gerekiyordu. hayırlı olsun, sana da bana da yeni yaşamlarımız..
ve bu da sana yazacağım son şey olsun.

h1

BIRAK GİTSİN!!

Aralık 6, 2008

Bırak gitsin!
Bırak gitsin!
Dönerse senindir
Dönmezse zaten hiç senin olmamıştır
Bırak yalvarma gidecekse gitsin…
Sen gitme desende o gidecek zaten
Ne kadar kal desende boşuna
Yalvarma boş yere
Ağlama o gidecek
Her sevginin kanununda olduğu gibi
Sen terk edecek
Her sevenin alın yazısında olduğu gibi
Sen terk adileceksin
Bu ağıtların bu haykırışların nafile
Boş yer kadehlerde teselli arama
Bütün ayrılık şarkıları seni hatırlatıyor sanma
Sakın aldanma asla aldanma
Ve ne olur artık ağlama
Gidecek olanın aklına düşmüşse gitmek
Sanıyormusun ki onu durduracak sevmek
Sevgiyi sevgi yapan hissetmektir
Sevdayı acı yapan terk edilmektir

Biliyorum yaralısın bir ceylan gibi
İçin kan ağlar
Derdin sığmaz dağlara yüreğin durmadan sızlar
Biliyorum efkarın derdini aştı
Ve o çok sevdiğin sanıyorsun ki sevginden kaçtı
Çok sevdiğin uğruna ölümü hiçe saydığın o
Şimdi sana gitmekten
Seni terk etmekten.ayrılıktan bahsediyor
İçin yanıyor öyle bir yangın ki
Ve öyle bir ateş ki
Ne okyanuslar yeter söndürmeye nede buz dağları
Sanıyorsun ki dünya durdu
Her yeri karanlık bastı
Hiç bir şey görmüyor gözün, aklın durdu
Saat durdu zaman durdu sanki
Ya gözlerin ne durumda biliyormusun?
Aynaya baktın mı hiç?
Kendine baktın mı?
Denizler deryalar kopmuş sanki gözlerinden akıyor
Sanki gözlerin yüreğinin ateşini söndürecek gibi
Öyle ağlayıp akıyorlar ki sanırsın sel olacak
Ama onlarda yüreğindeki yangının
O ateşin sıcak lavlarından başkası değildir
İşte sevmek acısı bu
Sevda acısı ter edilmek ve kaybetmek acısıdır
Acı olan bir şey daha vardır
Gerçekle karşılaşmak yalanlarla kandırılmak
Şimdi sen düşün hangisi
Gerçekmi yüreğini yakan acı
Yoksa gönlünü kandıran yalanlar mı?
Kalbinde doğutup büyüttğün sevdamı yoksa?

Dedim ya bırak gitsin

Eğer oda bir gün senin yaşadıklarını yaşadığında
İşte böyle senin gibi olacak
Oda gitmesine izin verecek
Onunda yüreği ciğeri yanacak
Oda ağlayacak gecelerce senin gibi
Ve oda kahredecek hayata
Aynalara küsecek insanlardan kaçacak senin gibi
Belkide senin duyduğun pişmanlığın iki katını duyacak
Belki senden kötü olacak
Senden çok sevip senden çok acı duyacak
Sorgulayacak hayatı ve sevgisini
Yaşamını acılarını duygularını sorgulayacak
Kendisine sevgisine ihanet edildiğini düşünecek
Belki aylarca belki yıllarca arayacak cevebı
Ama bulamayacak…

Sonra yağmurlu bir pazar günü camdan bakarken
Elinde çay fincanı ile içini ısıtmaya çalışırken
Yağmurun cama vuruşunu fark edecek
Ansızın gelip vurmasını izleyecek
Öylece baka kalacak
Bir anlam çıkarmaya çalışacak
Bildiği bir şey ama ne
Sonunda hatırlayacak

Yağmur damlası ve cam gözleri dalacak
Yüreğine bir sızı saplanacak
Yağmur bile gelip cama vuruyor
Onca uzun yoldan boşluktan sonra
İlk gördüğü ilk tutunduğu yere konuyor
Konuyor ama o bile sonra camı terk edip akıp gidiyor
Yani cam yine yalnız kalıyor
Sonra yağmura kızmaya başlayacak
Cama acımaya
Aklına terk edildiği gelecek ağlayacak
Ağlarken cam olduğunu düşünecek
Sonra aklına birden yağmur gelecek
Ya diyecek bende yağmur olduysam
İşte o zaman nerede ve ne zaman yağmur olup
Hangi cama konduğunu
Hangi camdan aktığını hatırlayacak
Yüreğine ince bir sızı saplanacak
Gözleri dalacak uzaklara
Sen geleceksin aklına
Seni bırakıp terk ettiği gün canlanacak gözünde
Ve yaşadıklarıyla yaşattıklarını hatırladığında
Asıl sevdanın hangi yürekte olduğunu anlayacak

Dedim ya!
Bırak gitsin!
Dönerse senindir
Dönmezse zaten hiç senin olmamıştır

h1

Bitti!!!

Aralık 6, 2008

Bitti…Bir yerden sonra gitmeyide bilmeli insan.Bile bile girdim bu yola çıkmaz sokak oldugunu bile bile…

Aşk böyle bir şey mi! Hep mi acı verir insana sevmek !  Neden benim sevdiğim insanlar hep duygusuz..HİÇ biri acı çekmezmi..senin karşısında eridiğini bile bile neden çekip giderler..çokk seviyorum.. Acı çektiğimi göremeyecek kadar körmüsün bee sevgilim..bir msj atsan bu yüreğim biraz olsun rahat edecek.çok mu zor elveda demek..ben sevemedim,beceremem demek..Tıkanıyorum yazamıyorum.AmA Göz yaşlarım yeterince ıslatıyor bu satırları..yeterince kazıyorlar bu kağıda senin için döktüğüm lanet olası gözyaşlarını..Bittti mi? şimdi off bilmiyorum benim için bitirmek çok zor! Geçer diyorsundur içinden.. Unutur daha yaşı ne zaten nerden bilir aşık olmayı.. geçmiyor!!!!! yüreğimdeki bu yara devamlı büyüyor.. sürekli kanıyor hiç durmuyor..Gece yatarken sabah uyandığımda batıyor batıyor.. ben her geçen gün ölüyorum bee sevgili..KARŞINDA ERİYORUM AMA SEN BUNU GÖREMEYECEK KADAR KÖRSÜN…

h1

Önemli,önemsiz, Aptalca bi gün

Aralık 4, 2008

03.12.2008

h1

BEN SANA MECBURUM

Kasım 25, 2008

brokenheart940ms4

BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor

Eski zamanlardan bir cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar ellerimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziran da mavi benekli çocuksun

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor

Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin

Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin.

Attila İLHAN

h1

Anlatmazsın

Kasım 22, 2008

Anlatamazsın derdini. Bıkmadan usanmadan konuşmak istersin, anlatamazsın…
Anlatsan da tüketemezsin…

Bilmezler çektiğin acıyı. Kimsenin farkına varmadığını düşünürsün. Her gördüğünle konuşmak istersin. Evet dersin bu sefer olacak. O, beni anlar ..
Ama sen daha yeni yeni başlamışken konuşmaya dinlenmeden söylenen “yalnış yapıyorsun , boşuna acı çekiyorsun” diye devam eden hep aynı sözler…
Oysa bunlar değildir duymak istediğin….

Susarsın .Boğazına düğümlenir kelimeler …

Bir anlatsan kurtulacaksın ama anlatamazsın…

Umut edersin anlayacak, sen haklısın diyecek birileri olmalı diye. Beklersin..
Konuşmak istersin hiç susmadan bağıra çağıra konuşmak. Bütün kelimeleri kullanmak söylenecek ne varsa söylemek atmak içinden acıyı ama yapamazsın..
Anlatamazsın….
Anlatıp da tüketemezsin…

Fark etmezsin anlatmaya çalıştıkça içinin daha çok yandığını . Acılarına yenilerinin eklendiğini fark edemezsin..
Gözlerin dolar ağlayamazsın..
Utanır da akıtamazsın gözyaşlarını..
Susmak erdemdir.
Susmak iyidir..
Susmak güzeldir..
Susmak hayattır..
Dersin..,,
Susmalıyım .Yaslanırsın nemli bir duvara. O çektikçe seni kendine sen susarsın. Ama bilirsin yinede anlatsan kurtulacağını
Anlatamazsın..
Seni anlayacak birini bulamazsın..
Bilirsin ki acının kaynağı ancak anlar seni. Kaybedilen sevgiliyedir sitemin.Kızmak bağırmak istersin. Nefreti yüreğine oturtup kurtulmak istersin ama kaybetmenin dönüşü yoktur artık..
Anlatamazsın kıyamazsın ona beyaz yapraklarda şiirler biriktirirsin, anlatamazsın…

Susmayı öğrenirsin.,Öğrendikçe tükenir, tükendikçe silinir gidersin hayattan.. Tam kurtuldum derken bir kelebek, bir çiçek, gördüğün bir maviyle yeniden doğarsın
Yeni baştan başlar hayat
Ve sen yine

Anlatamazsın….
Anlatamazsın derdini. Bıkmadan usanmadan konuşmak istersin, anlatamazsın…
Anlatsan da tüketemezsin…

Bilmezler çektiğin acıyı. Kimsenin farkına varmadığını düşünürsün. Her gördüğünle konuşmak istersin. Evet dersin bu sefer olacak. O, beni anlar ..
Ama sen daha yeni yeni başlamışken konuşmaya dinlenmeden söylenen “yalnış yapıyorsun , boşuna acı çekiyorsun” diye devam eden hep aynı sözler…
Oysa bunlar değildir duymak istediğin….

Susarsın .Boğazına düğümlenir kelimeler …

Bir anlatsan kurtulacaksın ama anlatamazsın…

Umut edersin anlayacak, sen haklısın diyecek birileri olmalı diye. Beklersin..
Konuşmak istersin hiç susmadan bağıra çağıra konuşmak. Bütün kelimeleri kullanmak söylenecek ne varsa söylemek atmak içinden acıyı ama yapamazsın..
Anlatamazsın….
Anlatıp da tüketemezsin…

Fark etmezsin anlatmaya çalıştıkça içinin daha çok yandığını . Acılarına yenilerinin eklendiğini fark edemezsin..
Gözlerin dolar ağlayamazsın..
Utanır da akıtamazsın gözyaşlarını..
Susmak erdemdir.
Susmak iyidir..
Susmak güzeldir..
Susmak hayattır..
Dersin..,,
Susmalıyım .Yaslanırsın nemli bir duvara. O çektikçe seni kendine sen susarsın. Ama bilirsin yinede anlatsan kurtulacağını
Anlatamazsın..
Seni anlayacak birini bulamazsın..
Bilirsin ki acının kaynağı ancak anlar seni. Kaybedilen sevgiliyedir sitemin.Kızmak bağırmak istersin. Nefreti yüreğine oturtup kurtulmak istersin ama kaybetmenin dönüşü yoktur artık..
Anlatamazsın kıyamazsın ona beyaz yapraklarda şiirler biriktirirsin, anlatamazsın…

Susmayı öğrenirsin.,Öğrendikçe tükenir, tükendikçe silinir gidersin hayattan.. Tam kurtuldum derken bir kelebek, bir çiçek, gördüğün bir maviyle yeniden doğarsın
Yeni baştan başlar hayat
Ve sen yine

Anlatamazsın….
Anlatamazsın derdini. Bıkmadan usanmadan konuşmak istersin, anlatamazsın…
Anlatsan da tüketemezsin…

Bilmezler çektiğin acıyı. Kimsenin farkına varmadığını düşünürsün. Her gördüğünle konuşmak istersin. Evet dersin bu sefer olacak. O, beni anlar ..
Ama sen daha yeni yeni başlamışken konuşmaya dinlenmeden söylenen “yalnış yapıyorsun , boşuna acı çekiyorsun” diye devam eden hep aynı sözler…
Oysa bunlar değildir duymak istediğin….

Susarsın .Boğazına düğümlenir kelimeler …

Bir anlatsan kurtulacaksın ama anlatamazsın…

Umut edersin anlayacak, sen haklısın diyecek birileri olmalı diye. Beklersin..
Konuşmak istersin hiç susmadan bağıra çağıra konuşmak. Bütün kelimeleri kullanmak söylenecek ne varsa söylemek atmak içinden acıyı ama yapamazsın..
Anlatamazsın….
Anlatıp da tüketemezsin…

Fark etmezsin anlatmaya çalıştıkça içinin daha çok yandığını . Acılarına yenilerinin eklendiğini fark edemezsin..
Gözlerin dolar ağlayamazsın..
Utanır da akıtamazsın gözyaşlarını..
Susmak erdemdir.
Susmak iyidir..
Susmak güzeldir..
Susmak hayattır..
Dersin..,,
Susmalıyım .Yaslanırsın nemli bir duvara. O çektikçe seni kendine sen susarsın. Ama bilirsin yinede anlatsan kurtulacağını
Anlatamazsın..
Seni anlayacak birini bulamazsın..
Bilirsin ki acının kaynağı ancak anlar seni. Kaybedilen sevgiliyedir sitemin.Kızmak bağırmak istersin. Nefreti yüreğine oturtup kurtulmak istersin ama kaybetmenin dönüşü yoktur artık..
Anlatamazsın kıyamazsın ona beyaz yapraklarda şiirler biriktirirsin, anlatamazsın…

Susmayı öğrenirsin.,Öğrendikçe tükenir, tükendikçe silinir gidersin hayattan.. Tam kurtuldum derken bir kelebek, bir çiçek, gördüğün bir maviyle yeniden doğarsın
Yeni baştan başlar hayat
Ve sen yine

Anlatamazsın….
Anlatamazsın derdini. Bıkmadan usanmadan konuşmak istersin, anlatamazsın…
Anlatsan da tüketemezsin…

Bilmezler çektiğin acıyı. Kimsenin farkına varmadığını düşünürsün. Her gördüğünle konuşmak istersin. Evet dersin bu sefer olacak. O, beni anlar ..
Ama sen daha yeni yeni başlamışken konuşmaya dinlenmeden söylenen “yalnış yapıyorsun , boşuna acı çekiyorsun” diye devam eden hep aynı sözler…
Oysa bunlar değildir duymak istediğin….

Susarsın .Boğazına düğümlenir kelimeler …

Bir anlatsan kurtulacaksın ama anlatamazsın…

Umut edersin anlayacak, sen haklısın diyecek birileri olmalı diye. Beklersin..
Konuşmak istersin hiç susmadan bağıra çağıra konuşmak. Bütün kelimeleri kullanmak söylenecek ne varsa söylemek atmak içinden acıyı ama yapamazsın..
Anlatamazsın….
Anlatıp da tüketemezsin…

Fark etmezsin anlatmaya çalıştıkça içinin daha çok yandığını . Acılarına yenilerinin eklendiğini fark edemezsin..
Gözlerin dolar ağlayamazsın..
Utanır da akıtamazsın gözyaşlarını..
Susmak erdemdir.
Susmak iyidir..
Susmak güzeldir..
Susmak hayattır..
Dersin..,,
Susmalıyım .Yaslanırsın nemli bir duvara. O çektikçe seni kendine sen susarsın. Ama bilirsin yinede anlatsan kurtulacağını
Anlatamazsın..
Seni anlayacak birini bulamazsın..
Bilirsin ki acının kaynağı ancak anlar seni. Kaybedilen sevgiliyedir sitemin.Kızmak bağırmak istersin. Nefreti yüreğine oturtup kurtulmak istersin ama kaybetmenin dönüşü yoktur artık..
Anlatamazsın kıyamazsın ona beyaz yapraklarda şiirler biriktirirsin, anlatamazsın…

Susmayı öğrenirsin.,Öğrendikçe tükenir, tükendikçe silinir gidersin hayattan.. Tam kurtuldum derken bir kelebek, bir çiçek, gördüğün bir maviyle yeniden doğarsın
Yeni baştan başlar hayat
Ve sen yine

Anlatamazsın….