Aralık, 2008 için Arşiv

h1

…luxus…

Aralık 21, 2008

Mafyatik Romantik

sirin baba bunalmis dunyadan yanina gidelim
sirin baba bile bunalmis biz nasil dayanalim! (hoppa!)

h1

Ayrılık acısı

Aralık 6, 2008

“geçecek, üzülme. sana ne kadar hiç geçmeyecek gibi gelse de göreceksin geçecek” dediğinde bir dostun, gerçekten geçmeyeceğine inanışını ama onu bunları söylediği için ne kadar da sevdiğini hatırlıyorsun. geçiyor gerçekten, hiç geçmeyecek gibi dursa ve geçtiği kadarının daha çoğu bazen yeniden başlasa da..

sakladığım tüm sevgimi senin için çıkarmıştım sakladığım yerlerden. ve ortaya dökmüştüm. oysa öyle yapmamalıydım. baştan beri biliyordum.
II
yaptıklarımı, yaşadıklarımı, hayatımı basitçe anlatmayı hep severdim.
derin sandığım duyguların sığlığını, düşündüm sandığım şeylerin mutlaka daha önce düşünülmüşlüğünü, kendimi farklı sandığım tüm diğer insanlarla ne kadar da benzediğimizi anlatırdım durmadan. ne kadar da zevkliydi bu. öyle bir haz verirdi ki sorma, sanki bir eskrim kılıcını dürtmüşüm gibi gövdeme. sanki tüm beceremediğim şeylerin acısını alıyormuşum gibi. sanki olamadığım şeyleri yüzüme çarpıyor ve oldum sandığım şeylerin aslında bir hiç olduğunu hatırlatıyor gibi.
şimdi basitçe anlatmak istemiyorum ama. oysa en basitçe anlatabileceğim şey bu. tek kelimeye bile sığacak kadar basit birşey.
ama istemiyorum.
halimi karmaşık benzetmelerin içine koyayım da kimse anlamasın istiyorum. ben de anlamayayım bu yaşadığımı. bu yaşadığım gerçek olmasın istiyorum.
mesela toprağından sökülüp kamyona yüklenmiş bir ağacın hala toprak bulaşığı köklerinden bahsedeyim. kim bilir hangi başka bir yere dikilecek, hangi başka bir toprağa kök salmaya çalışacak, kim bilir belki tutacak belki tutmayacak, belki yeşerip belki kuruyacak bir ağaçtan bahsedeyim. ve sen anla. o köklerde kalmış toprağın ne olduğunu.
ya da başka şeylerden bahsedeyim. kırık bir daldan, su alan küçük bir gemiden, bardakla o geminin suyunu boşaltmaya çalışan küçük bir çocuktan ya da aslında koskoca bir kuyudan.. içi karanlık, büyük ve derin..
bir sürü şey söyleyebilirim. birsürü fotoğraf gösterebilirim şimdiye dair. ama aslında hepsi tek kelime. işte kimse onu söylemesin istiyorum.
III
rüyamda gördüm seni. tam uyanmadan önce. tüm yaptıklarını tekrarladın o 8-10 saniye içinde sanki. hepsini. rüyada da yaşanabiliyormuş bunlar. rüyada da sevilip, rüyada da üzülebiliyormuş insan. nefes nefese uyandım. sanki o 8-10 saniye boyunca hiç nefes almamışım ama kalbim 8-10 dakika boyunca hızlanmış gibi. bağıracaktım nerdeyse, nefesim olsaydı belki.
heryerde aklıma geliyorsun. bir acı tat bu. bir burukluk. otobüste, yatakta, bilgisayar başında.. hele birlikte olduğumuz yerlerde.. nasıl anlatayım, hatırladığın, hatırlamaktan utandığın, tekrarını istediğin, ama anında karşı çıktığın bir şey bu. gözümü kapatınca karşıma gelen yüzün.. her görüşte aşık olduğum yüzün… allahım..
tüm bunları yazmamam gerekiyor. seni kalbime gömmem gerekiyor. ama yapamıyorum.
aslında yaparım. daha kaç gün oldu ki.
“zaman. sadece birazcık zaman.”
IV
ne diyeyim..
düşündükçe tüm beynime bulaşıyor gibisin. her hücreye giriyor, hepsine bir fotoğraf bırakıyor, hepsine bir şeyler söylüyor ve sonunda sırtımdan itiyor gibisin bir boşluğun içine beni.
belki ben çok büyütüyorum. kaldıramadığım sadece birden böyle yüzüstü kalakalmak belki de. neler düşünüp neler söylerken birden hepsini susmak zorunda kalmak..
“gidenlerin ardında bıraktıkları boşluk ,neden her zaman varlıklarında doldurduklarından daha büyük oluyor?”
bilmiyorum.
nasıl bu noktaya geldik onu da bilemiyorum.
seni görmezden mi gelmeliyim, yoksa aklımda senden başka bir şey olamadığını kabul edip aklımdakileri yazmaya devam mı etmeliyim?
söyledikleri gibi aslında kimseye laf sokmaya hakkım yok. herkes kendi duyguları içinde kendi zorunluluklarını yaşıyor. ve yine söyledikleri gibi anlamak nefret etmeyi imkansız kılıyor.
yine de yazmak istiyorum. yazmak hasta mı eder beni yoksa artık kurtulur muyum senden bilmiyorum. ama bu işte..
eski hayatıma dönmeye çalışıyorum. annemin karnından seninle doğmadım sonuçta. ama sokağa çıktığımda kaybolmuş gibi oluyorum. otobüse bindiğimde boğazımda sürekli bir düğüm. cep telefonu elimde duruyor ama artık ne işe yarayacağını kavrayamıyorum. önceden ne yapardım ben bununla düşnmekten alamıorm kendimi…
filmler aldım. hepsi duruyor yatağın üstünde. sinemaya gitsem biliyorum yanımdaki koltuk daha çok üzecek beni.
senden önce yaptığımı hatırladığım bir şey var, yazmak. ama o da senden başkasına çıkmıyor artık..
.
V
şimdi bir yabancısın. bunu kabul etmek çok da zor olmamalı. ben bir yabancı değil miydim sanki sana bunca zaman boyunca?
ağır gelen çok şey var aslında. ama bunları söylemeye hakkım yok.
aldanmış olsam da. saflığıma yanmak zorunda olsam da. ve kabullenmek istemediğim bir sürü durumun içinde olsam da, artık yakınmaya hakkım yok.
seni merak etmemeliyim mesela. sen artık kendi yaşamın içinde, kendi mutluluklarını yaşıyorsun. bunu sana çok görmemeliyim.dostun dediği gibi ,ben artık kendi derdime yanmalıyım ve toparlanmalıyım.
işimi buldum, evimi tutuyorum. tam da beynimin ikiye yarıldığı, uykunun çatlayan başıma bir türlü girmediği, uyuşamadığım, unutamadığım, ağlamanın her türlüsüyle tanıştığım ve her şeyin bittiği o gecenin ardında oldu bunlar. sen çıktın. bir yanım yıkıldı, ama bir yanım yeniden kuruldu.
sanki böyle olması gerekiyordu. benim daha fazla salak rolünü üstlenmemem gerekiyordu. yeni sayfanın böyle açılması gerekiyordu. hayırlı olsun, sana da bana da yeni yaşamlarımız..
ve bu da sana yazacağım son şey olsun.

h1

BIRAK GİTSİN!!

Aralık 6, 2008

Bırak gitsin!
Bırak gitsin!
Dönerse senindir
Dönmezse zaten hiç senin olmamıştır
Bırak yalvarma gidecekse gitsin…
Sen gitme desende o gidecek zaten
Ne kadar kal desende boşuna
Yalvarma boş yere
Ağlama o gidecek
Her sevginin kanununda olduğu gibi
Sen terk edecek
Her sevenin alın yazısında olduğu gibi
Sen terk adileceksin
Bu ağıtların bu haykırışların nafile
Boş yer kadehlerde teselli arama
Bütün ayrılık şarkıları seni hatırlatıyor sanma
Sakın aldanma asla aldanma
Ve ne olur artık ağlama
Gidecek olanın aklına düşmüşse gitmek
Sanıyormusun ki onu durduracak sevmek
Sevgiyi sevgi yapan hissetmektir
Sevdayı acı yapan terk edilmektir

Biliyorum yaralısın bir ceylan gibi
İçin kan ağlar
Derdin sığmaz dağlara yüreğin durmadan sızlar
Biliyorum efkarın derdini aştı
Ve o çok sevdiğin sanıyorsun ki sevginden kaçtı
Çok sevdiğin uğruna ölümü hiçe saydığın o
Şimdi sana gitmekten
Seni terk etmekten.ayrılıktan bahsediyor
İçin yanıyor öyle bir yangın ki
Ve öyle bir ateş ki
Ne okyanuslar yeter söndürmeye nede buz dağları
Sanıyorsun ki dünya durdu
Her yeri karanlık bastı
Hiç bir şey görmüyor gözün, aklın durdu
Saat durdu zaman durdu sanki
Ya gözlerin ne durumda biliyormusun?
Aynaya baktın mı hiç?
Kendine baktın mı?
Denizler deryalar kopmuş sanki gözlerinden akıyor
Sanki gözlerin yüreğinin ateşini söndürecek gibi
Öyle ağlayıp akıyorlar ki sanırsın sel olacak
Ama onlarda yüreğindeki yangının
O ateşin sıcak lavlarından başkası değildir
İşte sevmek acısı bu
Sevda acısı ter edilmek ve kaybetmek acısıdır
Acı olan bir şey daha vardır
Gerçekle karşılaşmak yalanlarla kandırılmak
Şimdi sen düşün hangisi
Gerçekmi yüreğini yakan acı
Yoksa gönlünü kandıran yalanlar mı?
Kalbinde doğutup büyüttğün sevdamı yoksa?

Dedim ya bırak gitsin

Eğer oda bir gün senin yaşadıklarını yaşadığında
İşte böyle senin gibi olacak
Oda gitmesine izin verecek
Onunda yüreği ciğeri yanacak
Oda ağlayacak gecelerce senin gibi
Ve oda kahredecek hayata
Aynalara küsecek insanlardan kaçacak senin gibi
Belkide senin duyduğun pişmanlığın iki katını duyacak
Belki senden kötü olacak
Senden çok sevip senden çok acı duyacak
Sorgulayacak hayatı ve sevgisini
Yaşamını acılarını duygularını sorgulayacak
Kendisine sevgisine ihanet edildiğini düşünecek
Belki aylarca belki yıllarca arayacak cevebı
Ama bulamayacak…

Sonra yağmurlu bir pazar günü camdan bakarken
Elinde çay fincanı ile içini ısıtmaya çalışırken
Yağmurun cama vuruşunu fark edecek
Ansızın gelip vurmasını izleyecek
Öylece baka kalacak
Bir anlam çıkarmaya çalışacak
Bildiği bir şey ama ne
Sonunda hatırlayacak

Yağmur damlası ve cam gözleri dalacak
Yüreğine bir sızı saplanacak
Yağmur bile gelip cama vuruyor
Onca uzun yoldan boşluktan sonra
İlk gördüğü ilk tutunduğu yere konuyor
Konuyor ama o bile sonra camı terk edip akıp gidiyor
Yani cam yine yalnız kalıyor
Sonra yağmura kızmaya başlayacak
Cama acımaya
Aklına terk edildiği gelecek ağlayacak
Ağlarken cam olduğunu düşünecek
Sonra aklına birden yağmur gelecek
Ya diyecek bende yağmur olduysam
İşte o zaman nerede ve ne zaman yağmur olup
Hangi cama konduğunu
Hangi camdan aktığını hatırlayacak
Yüreğine ince bir sızı saplanacak
Gözleri dalacak uzaklara
Sen geleceksin aklına
Seni bırakıp terk ettiği gün canlanacak gözünde
Ve yaşadıklarıyla yaşattıklarını hatırladığında
Asıl sevdanın hangi yürekte olduğunu anlayacak

Dedim ya!
Bırak gitsin!
Dönerse senindir
Dönmezse zaten hiç senin olmamıştır

h1

Bitti!!!

Aralık 6, 2008

Bitti…Bir yerden sonra gitmeyide bilmeli insan.Bile bile girdim bu yola çıkmaz sokak oldugunu bile bile…

Aşk böyle bir şey mi! Hep mi acı verir insana sevmek !  Neden benim sevdiğim insanlar hep duygusuz..HİÇ biri acı çekmezmi..senin karşısında eridiğini bile bile neden çekip giderler..çokk seviyorum.. Acı çektiğimi göremeyecek kadar körmüsün bee sevgilim..bir msj atsan bu yüreğim biraz olsun rahat edecek.çok mu zor elveda demek..ben sevemedim,beceremem demek..Tıkanıyorum yazamıyorum.AmA Göz yaşlarım yeterince ıslatıyor bu satırları..yeterince kazıyorlar bu kağıda senin için döktüğüm lanet olası gözyaşlarını..Bittti mi? şimdi off bilmiyorum benim için bitirmek çok zor! Geçer diyorsundur içinden.. Unutur daha yaşı ne zaten nerden bilir aşık olmayı.. geçmiyor!!!!! yüreğimdeki bu yara devamlı büyüyor.. sürekli kanıyor hiç durmuyor..Gece yatarken sabah uyandığımda batıyor batıyor.. ben her geçen gün ölüyorum bee sevgili..KARŞINDA ERİYORUM AMA SEN BUNU GÖREMEYECEK KADAR KÖRSÜN…

h1

Önemli,önemsiz, Aptalca bi gün

Aralık 4, 2008

03.12.2008