‘Uncategorized’ Kategorisi için Arşiv

h1

Aşık olmak?

Temmuz 26, 2009

ask-sizce-oldumu

Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin… Sokağa fırlayacaksın… Sokaklar da dar gelecek… Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi… Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü… Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin… Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan… “Önemli olan sağlık.” “Yasamak güzel.” “Bos ver, her şey unutulur.” Sen hiçbirini duymayacaksın… Göz yaslarından etrafı göremez hale geleceksin… Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin… Hep ondan bahsetmek isteyeceksin… “Ölüme çare bulundu” ya da “Yarin kıyamet kopacakmış” deseler başını kaldırıp “Ne dedin?” diye sormayacaksın… Yalnız kalmak isteyeceksin… Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak… İkisi de yetmeyecek… Geçmişi düşüneceksin… Neredeyse dakika dakika… Ama kötüleri atlayarak… Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin… Gittiğin yerlere gitmek… Bu sana hiç iyi gelmeyecek… Ama bile bile yapacaksın… Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese,kaçacaksın… Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yasamak için direneceksin… Hayatinin geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin…. Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin… Herkesi ona benzetip… Kimseyi onun yerine koyamayacaksın… Hiçbir şey oyalamayacak seni… İlaçlara sığınacaksın… Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan. Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren… Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek… Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin… Uyumak zor, uyanmak kolay olacak… Sabahı iple çekeceksin… Bazen de “Hiç güneş doğmasa” diyeceksin… Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler… Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin… Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin Nafile… Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek… Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin… Her sıçrayarak uyandığında onun adini söylediğini fark edeceksin… Telefonun çalmasını bekleyeceksin… Aramayacağını bile bile… Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek… Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla… Yüreğin burkulacak… Canın yanacak… Bir daha sevmemeye yemin edeceksin… Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden… Onun sesini bir kez daha duymak için yanip tutuşacaksın… Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için nefret edeceksin… Yasadığın şehri terk etmek isteyeceksin… Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek… Ama bir umut… Onunla bir gün bir yerde karsılaşma umudu… Bu umut seni gitmekten alıkoyacak… Gel gitler içinde yasayacaksın… Buna yasamak denirse… İşte Size Aşık Olmak!!!

Alıntıdır (kimin oldugunu bilmiyorm ama hoş bi yazı olmuş)

h1

BaşkaDergi!!

Temmuz 15, 2009

http://www.baskadergi.com/forum/index.php

h1

Luxus ‘Acayip Şeyler’ yapıyor

Ocak 10, 2009

Müzik alemindeki duruşunu ‘…biz; son kalan kar birikintisini oynaşmaya mekan tutmuş iki çılgın kedi için çalarız yalnızca ve lakin herkes bundan sebeplenir….’şeklinde ifade eden Luxus, projenin nihai hedefini, eğlence olgusuna hipnotik bir boyut kazandırmak şeklinde açıklıyor ve ekliyor; “Bu, hani sakız gibi uzayan, ‘çalgıcı’nın artık ne çalacağını şaşırıp kendini upuzun doğaçlamalara verdiği, eski usül sokak düğünlerindeki kendinden geçmiş hissiyata deli gömleği giydirmekle eşdeğer bir durum; “Hipnotik Eğlence”…

İstanbul’da birçok mekanda verdikleri canlı performanslar ile büyük beğeni kazanan ve kendisine şimdiden önemli bir dinleyici kitlesi edinen Luxus, Alper Bakıner (Solo vokal ve keman), Kamucan Yalçın (Klarnet, Vokal), Ozan Akgöz (Akordiyon, Trompet), İsmet Kızıl (Perküsyon), Gökhan Barış Bölükbaşı (Gitar), Ömer Erciyes (Bas Gitar) ve Burak Beyrek’ten (Davul) oluşuyor.
İLK ALBÜM “ACAYİP ŞEYLER”
Albümde söz ve bestelerin Alper Bakıner’e ait olduğu altı Luxus şarkısı ve grubun neredeyse tüm canlı performanslarında yer alan Müslüm Gürses tarafından yorumlanmış Ömer Önder Güney bestesi “Yuvasız Kuş”, Tanju Okan’dan bu yana bir çok kez seslendirilen “Deli Gibi Sevdim”, Nesimi’nin “Haydar Haydar”ı ve “Katibim” güzellemesi bulunuyor.

ASKERDE “ÇAV BELLA”
Grubun vokalisti Alper Bakıner, Roll dergisinin bu ayki sayısında ilginç bir anılarını anlatıyor: “Biz bir de İzmit’te konser vermiştik grup olarak. “Senin eğlenceli bir grubun varmış, gelsinler, çalsınlar” dedi komutanlar, ben de çocukları özlemişim, dört kişi geldiler, ben yırtık pantolonla çıktım sahneye. Başta selam vermek dışında, tam Luxus sahnesi. Arkadaşlar içiyor, ben de aldım onlardan iki yudum. Çok beğendiler grubu, daha beteri, “Çav Bella” istedi komutanlar bizden. İki oldu, üç oldu, duymazlıktan geliyorum, ama “Sen ey partizan…” diye okuduk valla.

h1

…luxus…

Aralık 21, 2008

Mafyatik Romantik

sirin baba bunalmis dunyadan yanina gidelim
sirin baba bile bunalmis biz nasil dayanalim! (hoppa!)

h1

BIRAK GİTSİN!!

Aralık 6, 2008

Bırak gitsin!
Bırak gitsin!
Dönerse senindir
Dönmezse zaten hiç senin olmamıştır
Bırak yalvarma gidecekse gitsin…
Sen gitme desende o gidecek zaten
Ne kadar kal desende boşuna
Yalvarma boş yere
Ağlama o gidecek
Her sevginin kanununda olduğu gibi
Sen terk edecek
Her sevenin alın yazısında olduğu gibi
Sen terk adileceksin
Bu ağıtların bu haykırışların nafile
Boş yer kadehlerde teselli arama
Bütün ayrılık şarkıları seni hatırlatıyor sanma
Sakın aldanma asla aldanma
Ve ne olur artık ağlama
Gidecek olanın aklına düşmüşse gitmek
Sanıyormusun ki onu durduracak sevmek
Sevgiyi sevgi yapan hissetmektir
Sevdayı acı yapan terk edilmektir

Biliyorum yaralısın bir ceylan gibi
İçin kan ağlar
Derdin sığmaz dağlara yüreğin durmadan sızlar
Biliyorum efkarın derdini aştı
Ve o çok sevdiğin sanıyorsun ki sevginden kaçtı
Çok sevdiğin uğruna ölümü hiçe saydığın o
Şimdi sana gitmekten
Seni terk etmekten.ayrılıktan bahsediyor
İçin yanıyor öyle bir yangın ki
Ve öyle bir ateş ki
Ne okyanuslar yeter söndürmeye nede buz dağları
Sanıyorsun ki dünya durdu
Her yeri karanlık bastı
Hiç bir şey görmüyor gözün, aklın durdu
Saat durdu zaman durdu sanki
Ya gözlerin ne durumda biliyormusun?
Aynaya baktın mı hiç?
Kendine baktın mı?
Denizler deryalar kopmuş sanki gözlerinden akıyor
Sanki gözlerin yüreğinin ateşini söndürecek gibi
Öyle ağlayıp akıyorlar ki sanırsın sel olacak
Ama onlarda yüreğindeki yangının
O ateşin sıcak lavlarından başkası değildir
İşte sevmek acısı bu
Sevda acısı ter edilmek ve kaybetmek acısıdır
Acı olan bir şey daha vardır
Gerçekle karşılaşmak yalanlarla kandırılmak
Şimdi sen düşün hangisi
Gerçekmi yüreğini yakan acı
Yoksa gönlünü kandıran yalanlar mı?
Kalbinde doğutup büyüttğün sevdamı yoksa?

Dedim ya bırak gitsin

Eğer oda bir gün senin yaşadıklarını yaşadığında
İşte böyle senin gibi olacak
Oda gitmesine izin verecek
Onunda yüreği ciğeri yanacak
Oda ağlayacak gecelerce senin gibi
Ve oda kahredecek hayata
Aynalara küsecek insanlardan kaçacak senin gibi
Belkide senin duyduğun pişmanlığın iki katını duyacak
Belki senden kötü olacak
Senden çok sevip senden çok acı duyacak
Sorgulayacak hayatı ve sevgisini
Yaşamını acılarını duygularını sorgulayacak
Kendisine sevgisine ihanet edildiğini düşünecek
Belki aylarca belki yıllarca arayacak cevebı
Ama bulamayacak…

Sonra yağmurlu bir pazar günü camdan bakarken
Elinde çay fincanı ile içini ısıtmaya çalışırken
Yağmurun cama vuruşunu fark edecek
Ansızın gelip vurmasını izleyecek
Öylece baka kalacak
Bir anlam çıkarmaya çalışacak
Bildiği bir şey ama ne
Sonunda hatırlayacak

Yağmur damlası ve cam gözleri dalacak
Yüreğine bir sızı saplanacak
Yağmur bile gelip cama vuruyor
Onca uzun yoldan boşluktan sonra
İlk gördüğü ilk tutunduğu yere konuyor
Konuyor ama o bile sonra camı terk edip akıp gidiyor
Yani cam yine yalnız kalıyor
Sonra yağmura kızmaya başlayacak
Cama acımaya
Aklına terk edildiği gelecek ağlayacak
Ağlarken cam olduğunu düşünecek
Sonra aklına birden yağmur gelecek
Ya diyecek bende yağmur olduysam
İşte o zaman nerede ve ne zaman yağmur olup
Hangi cama konduğunu
Hangi camdan aktığını hatırlayacak
Yüreğine ince bir sızı saplanacak
Gözleri dalacak uzaklara
Sen geleceksin aklına
Seni bırakıp terk ettiği gün canlanacak gözünde
Ve yaşadıklarıyla yaşattıklarını hatırladığında
Asıl sevdanın hangi yürekte olduğunu anlayacak

Dedim ya!
Bırak gitsin!
Dönerse senindir
Dönmezse zaten hiç senin olmamıştır

h1

Önemli,önemsiz, Aptalca bi gün

Aralık 4, 2008

03.12.2008

h1

aşk

Kasım 13, 2008

elerimdekalbinjk72

Aşık olmak ve sevgiliye seslenmek, şiir yazmak, beste yapmak her yaşta ve her çağda mümkündür. Aşkın yaşı yoktur. Zaten aşık olmayanlar sevmesini de bilmezler. Ama aşkı bedenin ateşli arzularından ibaret görmek kadar aşka yapılacak başka bir tahkir ve tezyif de yoktur. İnsan her yaşta, her şekilde aşık olabilir ve bunun için aşağıdaki beyitte Fuzuli’nin dediği gibi, binlerce eza ve cefaya katlanabilir, hiç de öpülmeye layık olmayan elleri ve ayakları öpebilir, sevdiğinin hatırı için onların kapılarına yüz sürülebilir. Yunus’un, “ölen hayvan imiş aşıklar ölmez” demesinin altında yatan sır da buradadır. Hayvan, yani yaşayan beden ölebilir veya aşksız yaşayan insanın hayvandan farkı olmadığı için ölse de bir şey fark etmez. Ama ruh bakidir. Seven ruh olduğu için, ruh ölmez. Çünkü ruh ölümsüzdür. Yine gerçekten sevenler için engellerin önemi yoktur. Tıpkı bir gülü koklamak için dikenlere katlanmak, onların batıp kanatmasını göze almak gibi.


Sevgili uğruna bir şeylere katlanmak da öyle. Bu çileli bir iştir. Ama neticede vuslat varsa buna değer. Seven bunu göze almalıdır. Çünkü bağcı, bir gül yetiştirmek için onunla beraber binlerce dikenin yetişmesine göz yumar ve aynı hizmeti onun için de verir. Kimse özel bir gayretle diken yetiştirmez. Ancak gül yetiştirmek için başka yol yoksa, dikenlerin yetişmesine de göz yummak gerekebilir ve hatta onlara da aynı hizmet götürülebilir. Bu da hiçbir şeye aldırış etmeden sevdiğini övmek, onun için şiirler yazmak, besteler yapmak da ayıp değildir. Aksine bunu ayıp görmek ayıptır.


“Yâr için ağyâra minnet ettiğim ayb eyleme

Bağbân bir gül için bin hâre hizmetkâr olur.”


Aşk, sevginin ileri derecesi, münteha noktası. Manevi, ruhani bir haz, bir lezzettir ki, onu tatmayan bilmez. Tadanlar iflah etmez. Hele bir de kavuşamazsa… en devamlı ve en güzel aşkın karşılıksız sevmek olduğunu söyleyenler varsa da, aşkın insani boyutunda karşılık, aşka vurulan bir cila, verilen bir mükafattır. Karşılıksız aşk, insanı öldürebilir. Eskilerin iflah etmez hastalar için; “Kara sevdaya mı tutuldun?” demelerindeki hikmet de bu olsa gerektir. Aşk, aşığı da maşuku da yakar, kavurur, külünü göğe savurur… “Aşkın beni del-eyledi / Yaktı yaktı kül eyledi. / Bir kötüye kul eyledi..” diyen de böyle biri olsa gerek…


Anlatılması da, yaşaması da zordur aşkın. Zira aşk, Bailey’e göre; “Dünyanın en tatlı mutluluğu ile, en derin acısından yaratılmıştır.” Doğrudur, çünkü aşk, insanın gönlüne düştüğü andan itibaren, hayatını baştan sona değiştiriyor, her şeyi alt üst ediyor. Ve Seyrani’nin dediği gibi, insanı perişan bir hale getirip bırakıveriyor; “Eski bir libasa benzer aşığın gönlü, / Söküldükten sonra dikilmez imiş.”

h1

BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM…:):(

Eylül 6, 2008

BU GÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM…ÇOK MUTLU OLMAM GEREK BELKİ 16 OLDUM..
AMA İÇİMDE BİLİNMEZ Bİ HÜZÜN VAR..ÖMRÜMDEN Bİ YIL DAHA YİTİP GİTTİ..
GELECEĞİMİ DÜŞÜNEMİYORUM DÜŞÜNMEK İSTEMİYORUM DİYELİM 1 GÜNLÜK DAHİ OLSA:)
DOĞUM GÜNÜM YA BİRAZ ŞIMARAYIM:)
GEÇMİŞİM DERSENİZ ONLARIDA BOŞVERELİM MUTLU MUTSUZ GEÇMİŞ ANILAR YIĞINI.
.ASLINDA KİMBİLİR BELKİ İLK DEFA DOĞUM GÜNÜMÜ BÖYLE DOLU DOLU YAŞIYORUM.. YA DA YAŞAMAK İSTİYORUM DİYELİM:))EVET DUYGULARIM ÇOK BELİRSİZ FARKINDAYIM.. YAZAMIYORUM Bİ YERLERDE BİŞEYLER TIKANIP KALIYOR…
YANİ ANLAYACAĞINIZ KENDİMİ İFADE ETMEKTEN ACİZİM BU GÜN…

h1

BİR ADIN KALMALI…

Ağustos 7, 2008

Bir adın kalmalı geriye

Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

Aynaların ardında sır

Yalnızlığın peşinde kuvvet

Evet nihayet bir adın kalmalı geriye

Birde o kahreden gurbet

Sen say ki ben hiç ağlamadım

Hiç ateşe tutmadım yüreğimi

Geceleri koynuma almadım ihaneti

Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan

Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın

İçimin nehirlerinden

Evet yangın

Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan

Evet kaybetmenin o zehirli buğusu

Evet isyan

evet kahrolmuş sayfaların arasında adın

Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı

Bu sevda biraz nadan

Biraz da hıçkırık tadı

Pencere önü menekşelerinde her akşam

Dağlar sonra oynadı yerinden

Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca

Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam

Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı

Yani ben seni sevdiğim zaman

Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın

Yine de

Bir adın kalmalı geriye

Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

Aynaların ardında sır

Yalnızlığın peşinde kuvvet

Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye

bir de o kahreden gurbet

beni affet

kaybetmek için erken

sevmek için çok geç

İbrahim Sadri

h1

Adım SonbaHaR

Ağustos 7, 2008

Adım Sonbahar

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış

erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşıroysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

Attila İlhan